Saytasinsaat okurlarına özel bu yazımızda “Basiret ne demek diyanet” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Basiret Ne Demek Diyanet? Bir Akşam Kayseri Sokaklarında Kendimi Kaybettiğim Gün
Kayseri’de sonbahar başka oluyor. Hava tam soğumuyor ama insanın içine işleyen bir serinlik bırakıyor. O gün de öyleydi. Cumhuriyet Meydanı’ndan yürüyüp Hunat tarafına doğru gidiyordum. Kulaklığım takılıydı ama müzik dinlemiyordum. İnsan bazen sessizliği daha yüksek duymak istiyor.
O sıralar hayatımın en garip dönemlerinden birindeydim. Her şey üst üste gelmişti. İş arıyordum, aile baskısı hissediyordum, sevdiğim kızla aramız açılmıştı. Günlük yazmayı o yüzden daha da artırmıştım. Çünkü içimde biriken şeyleri başka türlü taşıyamıyordum.
Defterime o gün şunu yazmışım:
“İnsan bazen gözleri açıkken bile hiçbir şeyi göremiyor.”
O cümleyi yazdıktan sonra uzun süre sayfaya bakmışım. Çünkü aslında kendimden bahsediyordum.
Bir Kelimeyle Başlayan Gece
Akşam ezanı okunurken küçük bir çay ocağına girdim. Kayseri’de böyle yerlerin huzuru başka oluyor. Özellikle yaşlı amcaların sessizce oturduğu, televizyonun kısık sesle açık olduğu çay ocakları… İnsan kendini dünyadan biraz uzak hissediyor.
Masaların birinde iki adam konuşuyordu. Birisi diğerine:
“İnsanda biraz basiret olacak.” dedi.
O kelime zihnime takıldı.
Basiret…
Çayımdan bir yudum aldım ama aklım oradaydı. Eve döner dönmez araştırdım. “Basiret ne demek Diyanet?” diye arattım. Diyanet’in açıklamalarını okurken içimde garip bir şey oldu.
Basiret; gerçeği görebilmek, doğruyu yanlıştan ayırabilmek, olayların arkasındaki hakikati fark edebilmek demekti.
Bir anda sustum.
Çünkü ben uzun zamandır sadece bakıyordum ama görmüyordum.
Kendimden Kaçarken Yorulduğumu O Gece Fark Ettim
O dönem sürekli başkalarını suçluyordum. Şartları, ekonomiyi, insanları, şansı… Ama ilk defa o gece kendime dönüp baktım.
Belki de problem tamamen dışarıda değildi.
Bazen insanın basireti bağlanıyor gerçekten. Diyanet’in bazı açıklamalarında geçen “basiret bağlanması” ifadesi beni çok etkiledi. Çünkü tam olarak yaşadığım şey buydu.
Ne hissettiğimi anlatmak zor. Sanki sisin içinde yürüyordum. Önümü seçemiyor ama yürümeye devam ediyordum. Hatalı kararlar veriyor, sonra neden böyle oldu diye üzülüyordum.
En kötüsü de ne biliyor musun?
İçten içe yanlış yaptığını hissetmek ama yine de duramamak.
İnsan kendine bunu itiraf edince çok kırılıyor.
Otobüste Ağlamamaya Çalıştığım O Akşam
Ertesi gün annem pazara gitmemi istedi. Normalde söylenirdim ama o gün sessizce çıktım evden. Talas otobüsüne bindim. Cam kenarına oturdum.
Kayseri’nin gri havası camdan akıyordu resmen.
Yanımda yaşlı bir teyze vardı. Elinde tesbih çekiyordu. Bir ara bana dönüp:
“Evladım iyi misin?” dedi.
İnsan bazen hiç tanımadığı birine karşı savunmasız oluyor.
“İyiyim.” dedim ama sesim titredi.
Çünkü iyi değildim.
Uzun süredir ilk defa birisi gerçekten iyi olup olmadığımı sormuş gibiydi.
Otobüs hareket ederken dışarı baktım. O an içimde bir şey çözüldü. Kendimi başarısız hissediyordum. Hayatımın geciktiğini düşünüyordum. Herkes bir yerlere yetişirken ben durmuş gibiydim.
Sonra aklıma yine o kelime geldi:
Basiret.
Belki de mesele sadece hızlı olmak değildi. Doğru görmekti.
Basiret Ne Demek Diyanet Açıklamalarına Göre?
Eve dönünce yine uzun uzun düşündüm. Diyanet kaynaklarında basiretin sadece zekâ olmadığını okuyunca çok etkilendim. Çünkü ben hep akıllı olmanın yeterli olduğunu sanıyordum.
Değilmiş.
Basiret; kalbin de görmesiymiş.
İnsan bazen çok bilgili oluyor ama yanlış insanlara güveniyor. Çok düşünüyor ama yine de hayatını mahveden kararlar alabiliyor.
Çünkü mesele sadece düşünmek değilmiş.
Hissetmek, fark etmek, hakikati görmekmiş.
Bunu okuyunca eski ilişkim aklıma geldi. Bana iyi gelmediğini bile bile sırf yalnız kalmamak için devam ettiğim günler… Aslında içimde bir ses hep “Bu doğru değil.” diyordu.
Ama dinlemiyordum.
Şimdi dönüp bakınca anlıyorum; insan kendi iç sesine sırt dönünce basireti köreliyor.
Gece Günlüğüme Yazdığım Cümle
O gece odamda tek başımaydım. Dışarıda rüzgâr vardı. Kayseri’de gece rüzgârı insana çocukluğunu hatırlatıyor nedense.
Masama oturdum. Lambayı açtım. Günlüğüm önümdeydi.
Şunu yazdım:
“Allah’ım bana sadece akıl değil, basiret de ver.”
O cümleyi yazarken gözlerim doldu.
Çünkü ilk defa gerçekten yolumu kaybettiğimi kabul etmiştim.
İnsan bazen güçlü görünmekten yoruluyor. Sürekli iyiymiş gibi davranmaktan yoruluyor. Ben yorulmuştum.
O gece uzun süre ağladım.
Sebebi sadece aşk değildi. Sadece gelecek kaygısı da değildi. Kendime yabancılaşmış olmamdı.
Sabah Namazından Sonra İçime Doğan Huzur
Sabah ezanına yakın uyandım. İçimde garip bir sıkışma vardı. Abdest aldım.
Pencereyi açınca yüzüme buz gibi hava vurdu. Sokak tamamen sessizdi. O sessizlikte insan kendi kalbini daha net duyuyor.
Namazdan sonra dua ederken içimde ilk defa umut hissettim.
Küçük bir umut.
Ama gerçekti.
Sanki uzun zamandır karanlık bir odadaydım da biri perdeyi biraz aralamıştı.
Basiret belki de tam olarak buydu.
Her şeyi bir anda çözmek değil… Ama artık karanlığın farkında olmak.
İnsan En Çok Kendine Karşı Körleşiyor
Bugün dönüp o günlere baktığımda şunu çok net görüyorum:
İnsan en çok kendine karşı körleşiyor.
Başkalarının hatalarını görmek kolay. Ama kendi yanlışlarını görmek cesaret istiyor.
Basiret ne demek Diyanet açıklamalarında okuduğumdan beri hayatımda bazı şeyler değişti. Hâlâ mükemmel değilim. Hâlâ bazen yanlış kararlar veriyorum. Ama artık içimdeki sesi daha çok dinliyorum.
Bir ortam bana kötü hissettiriyorsa orada kalmıyorum.
Bir insan samimi gelmiyorsa kendimi zorlamıyorum.
Bir yol içime sinmiyorsa sırf herkes gidiyor diye peşinden gitmiyorum.
Çünkü insanın kalbi bazen aklından önce görüyor.
Kayseri Sokaklarında Yürürken Fark Ettiğim Şey
Geçen hafta yine meydanda yürüyordum. Hava serindi. Simit kokusu geliyordu. Tramvay sesi uzaktan duyuluyordu.
Bir an durdum.
Eskiden sürekli geleceği düşünürdüm. “Ya olmazsa?” korkusuyla yaşardım.
Şimdi hâlâ korkuyorum ama o korkunun beni yönetmesine izin vermemeye çalışıyorum.
Çünkü basiret biraz da bu galiba.
Korkarken bile doğruyu seçmeye çalışmak.
İçindeki karanlığa rağmen ışığı aramak.
Basiret Sadece Dini Bir Kavram Değil, Hayat Meselesi
Diyanet’in açıklamalarını okudukça şunu fark ettim: Basiret sadece dini bir kelime değil. İnsan hayatının tam merkezinde duran bir şey.
Arkadaş seçiminde…
Aşkta…
İşte…
Kararlarda…
Hatta insanın kendine nasıl davrandığında bile…
Basiret olmayınca insan kendini tüketiyor.
Ben bunu yaşadım.
Sırf kırılmamak için sustuğum zamanlar oldu. Sırf yalnız kalmamak için yanlış insanlara tutunduğum oldu. Sırf başarısız görünmemek için istemediğim yollara girmeyi düşündüğüm oldu.
Ama artık kendime şunu söylüyorum:
“Kalbin daralıyorsa dur.”
Çünkü bazen ruh, akıldan önce gerçeği görüyor.
Son Defter Sayfası
Sizin İçin Seçtik: Bartın İnkumu Plajı ücretli mi ?
Bugün yine günlüğüm açık önümde.
Dışarıda yağmur yağıyor. Kayseri’nin yağmuru hep hüzünlü gelir bana.
Bu yazıyı yazarken içimde garip bir sakinlik var. Çünkü artık her şeyi çözmek zorunda olmadığımı biliyorum.
Basiret belki de kusursuz olmak değil.
Yanlış yaptığını anlayıp geri dönebilecek kadar dürüst olmak.
Kendini kandırmamayı öğrenmek.
Ve en önemlisi…
Kalbinin sesini tamamen kaybetmemek.
Eğer şu an bu satırları okuyorsan ve hayatında bir karmaşa varsa, şunu bilmeni isterim:
Bazen insanın yolu hemen aydınlanmıyor. Ama insan dürüstçe aramaya devam ederse içinde küçücük de olsa bir ışık yanıyor.
Ben bunu Kayseri’nin soğuk bir akşamında öğrendim.
Bir çay ocağında duyduğum tek bir kelimeyle:
Basiret.
Okuyucularımıza “Basiret ne demek diyanet” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Saytasinsaat ekibi olarak bizi okumaya devam edin!