Merhaba değerli Saytasinsaat okuyucuları. Bu yazımızda “İsimden isim yapan 10 örnek nedir” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.
Kayseri’nin Soğuğunda Öğrendiğim Şeyler
Kayseri’de kış erken gelir. Özellikle de insanın içine çöken bazı duygular varsa, hava olduğundan daha soğuk hissedilir. Bundan iki yıl önceydi. Üniversiteden yeni mezun olmuş, ne yapacağını tam kestiremeyen, sürekli aynı kafede oturup çay içen biriydim. İnsan bazen yirmi beş yaşında değil de elli yaşında hissediyor kendini. Özellikle hayalleri biraz gecikmişse.
O gün de Cumhuriyet Meydanı’ndan yürüyerek eve dönüyordum. Hava kararmıştı. Ayakkabılarım su almıştı ve cebimde sadece otobüs kartım vardı. Telefonumun şarjı bitmek üzereydi. Böyle zamanlarda insanın aklına nedense eski defterler geliyor. Eve gidince yıllardır tuttuğum günlükleri açtım. Sayfaların arasında dolaşırken bir cümle dikkatimi çekti:
“İnsan bazı kelimeleri büyürken öğrenmiyor, hissederken öğreniyor.”
Altına da örnekler yazmışım. Türkçe dersinde öğrendiğimiz isimden isim yapan ekler… Ama o gece ilk defa bunların sadece dil bilgisi olmadığını düşündüm. Çünkü bazı kelimeler gerçekten insanın içinden başka bir insan çıkarıyor.
Bir Defterin Arasında Kalan Hayatlar
Annem küçüklüğümden beri günlük tutma alışkanlığı kazandırdı bana. “İnsan unutursa kaybolur,” derdi hep. Belki de bu yüzden yıllardır hissettiğim her şeyi yazıyorum. Kimi zaman bir otobüs durağında beklerken yaşadığım kırgınlığı, kimi zaman âşık olduğum kızın bana attığı tek kelimeyi…
O gece defterin arasında lise yıllarımdan kalan sararmış bir kâğıt buldum. Üzerinde Türkçe ödevi vardı:
İsimden İsim Yapan 10 Örnek
- Göz → Gözlük
- Tuz → Tuzlu
- Kitap → Kitapçı
- Yurt → Yurttaş
- Yol → Yoldaş
- Çocuk → Çocuksu
- Altın → Altıncı
- Bilgi → Bilgili
- Kış → Kışlık
- Taş → Taşlık
Normalde insan böyle bir listeyi görünce geçip gider. Ama ben uzun uzun baktım o kelimelere. Çünkü hepsi bana başka bir şeyi hatırlattı.
“Yoldaş” mesela…
Bir zamanlar hayatımdaki en yakın insanı.
Melike ve Yarım Kalan Konuşmalar
Melike’yle üniversitenin son yılında tanışmıştık. Sessiz bir kızdı. Ama insan bazen sessiz insanlara daha çok bağlanıyor. Çünkü onların sustuğu yerde kendi iç sesini duyuyorsun.
Birlikte kütüphaneye giderdik. Ben ders çalışmaktan çok onu izlerdim. Saçını kulağının arkasına atışını, düşünürken dudaklarını ısırmasını… Garip bir huzur verirdi bana.
Bir gün bana:
“Sen neden sürekli yazıyorsun?” diye sormuştu.
“Çünkü konuşunca eksik kalıyorum,” demiştim.
Gülmüştü.
O gülüşü hâlâ unutamıyorum.
Bir akşam Hunat Hatun Medresesi’nin önünde otururken konu yine yazılardan açıldı. Çantamdan defterimi çıkarıp ona birkaç sayfa okudum. Sonra bir yerde “yoldaş” kelimesi geçti.
“Ne güzel kelime,” dedi.
“Evet,” dedim. “Yol kelimesinden çıkıyor. İnsanla aynı yolda yürüyen kişi.”
O an içimde bir şey olmuştu. Sanki o kelimeyi ilk defa gerçekten anlamıştım.
Ama bazı insanlar aynı yolda uzun süre yürümüyor.
Hayal Kırıklığının Sessizliği
Mezuniyetten birkaç ay sonra Melike başka bir şehre taşındı. Önce mesajlar azaldı. Sonra telefon konuşmaları kısaldı. En sonunda tamamen sustu.
İnsan terk edilince büyük cümleler kuramıyor aslında. Daha çok küçük şeyler canını yakıyor.
Bir kafede iki kişilik masa görmek…
Gece gelen bildirim sesine heyecanlanıp onun olmadığını anlamak…
Yolda yürürken birinin saçını ona benzetmek…
O dönem kendimi çok değersiz hissediyordum. Kayseri’nin kalabalığında yalnız yürümek ağır geliyordu. Özellikle akşamları.
Bir gece eve dönerken kar yağıyordu. Eldivenim yoktu. Ellerim donmuştu ama içimdeki boşluk daha soğuktu. Eve gidince defterime şunu yazmışım:
“Bazı insanlar gidince şehir küçülüyor.”
Şimdi okuyunca bile boğazım düğümleniyor.
Kelimelerin İnsan Hayatına Benzemesi
Sonra düşündüm…
Belki de dil bilgisi dediğimiz şey hayatın ta kendisiydi.
Mesela “çocuksu” kelimesi…
Çocuk kelimesine gelen küçücük bir ek, bambaşka bir anlam oluşturuyor. İnsan da öyle değil mi zaten? Bazen küçücük bir olay karakterimizi değiştiriyor.
“Bilgili” kelimesi de aklıma çok takılmıştı. Bilgi tek başına başka, bilgili olmak başka. İnsan yaşadıklarıyla dönüşüyor.
Ben de dönüşüyordum galiba.
Eskiden her şeyin hemen düzeleceğine inanırdım. Şimdi ise bazı acıların insanın içinde uzun süre kaldığını biliyorum.
Ama yine de umut etmeyi bırakmadım.
Çünkü ne kadar kırılırsam kırılayım, içimde hâlâ güzel günlere inanmak isteyen bir taraf vardı.
Babamla Yapılan O Gece Konuşması
Babam duygularını pek belli eden biri değildir. Anadolu erkeklerinin çoğu gibi sevgisini sessizlikle gösterir. Ama bir gece mutfakta çay içerken bana hiç unutamadığım bir şey söyledi.
“İnsan oğlum,” dedi, “her kaybettiğinde eksilmiyor. Bazen de büyüyor.”
O an gözlerim dolmuştu. Çünkü gerçekten büyüdüğümü hissediyordum.
Acıyla.
Özlemle.
Beklemekle.
O gece uzun süre uyuyamadım. Camdan dışarı baktım. Kayseri’nin gecesi sessizdi. Uzaktan geçen arabaların sesi geliyordu sadece.
Defterimi açıp tekrar yazmaya başladım.
“Belki de insanın en büyük yarası, anlatamadığı duygulardır.”
İsimden İsim Yapan Ekleri Hayatın İçinde Fark Etmek
Bir süre sonra özel ders vermeye başladım. Ortaokul öğrencilerine Türkçe anlatıyordum. Bir gün öğrencilerden biri bana:
“Abi, isimden isim yapan ekleri nasıl kolay öğrenebiliriz?” dedi.
Gülümsedim.
Tahtaya örnekleri yazdım:
İsimden İsim Yapan Ek Örnekleri
- Göz → Gözlük
- Kitap → Kitapçı
- Bilgi → Bilgili
- Tuz → Tuzlu
- Yol → Yoldaş
- Yurt → Yurttaş
- Kış → Kışlık
- Taş → Taşlık
- Çocuk → Çocuksu
- Altın → Altıncı
Sonra durup çocuklara şunu söyledim:
“Hayatta da böyledir bazen. İnsan yaşadıklarıyla başka birine dönüşür.”
Çocuklar ne kadar anladı bilmiyorum ama ben kendi cümlemden çok etkilenmiştim.
Çünkü gerçekten artık eski ben değildim.
İnsan Kendini Yeniden Toplayabiliyor
Geçen ay Erciyes’e çıktım. Hava çok soğuktu ama gökyüzü inanılmaz güzeldi. Zirveye yakın bir yerde durup uzun süre etrafa baktım.
Hayatım gözümün önünden geçti resmen.
Kaybettiğim insanlar…
Yarım kalan hayaller…
Gece yazdığım sayfalar…
Ve bütün bunlara rağmen hâlâ devam eden hayat.
O an şunu fark ettim:
İnsan tamamen iyileşmese bile yaşamaya alışıyor.
Eskisi kadar can yanmıyor belki ama iz kalıyor. Ve o izler insanı daha derin biri yapıyor.
Ben artık duygularımı saklamıyorum. Özlediğimde özledim diyorum. Kırıldığımda susmuyorum. Çünkü içine attığın her şey bir gün insanın içinde taş oluyor.
Belki bu yüzden “taşlık” kelimesi bile bana bir şey hissettiriyor artık.
Bugün “İsimden isim yapan 10 örnek nedir” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Saytasinsaat ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Bugün Hâlâ Yazıyorum
Şimdi bu satırları yazarken odamda hafif bir müzik çalıyor. Dışarıda yine Kayseri ayazı var. Çayın buharı gözlüğümü buğulandırıyor.
Ve ben yine günlük yazıyorum.
Belki Melike bu satırları hiçbir zaman okumayacak.
Belki hayatım hâlâ tam istediğim yerde değil.
Ama içimde küçük de olsa bir umut var.
Çünkü insan bazen sadece devam ederek bile güçleniyor.
Bugün biri bana “isimden isim yapan 10 örnek nedir?” diye sorsa, sadece dil bilgisi anlatmam artık. Çünkü her kelimenin içinde bir hikâye olduğuna inanıyorum.
“Yoldaş” dediğimde yarım kalan bir sevgiyi…
“Bilgili” dediğimde acıyla büyümeyi…
“Çocuksu” dediğimde kaybetmek istemediğim masum tarafımı düşünüyorum.
Kelimeler bazen insanın aynası oluyor.
Ve galiba ben yıllardır o aynaya bakıp kendimi anlamaya çalışıyorum.
Sizin İçin Seçtik: İsim şiirine ne denir ?